Dijital Teknolojinin Çocukların Gelişimi Üzerine Etkileri

Dijital Teknoloji Kullanımının Çocukların Gelişimi ve
Sağlığı Üzerine Olumsuz Etkileri

Teknolojik cihazların (televizyon, bilgisayar, tablet, cep telefonu vb.) çocukların günlük yaşamına girdiği ve bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerini etkilediği fikri gün geçtikçe daha da yaygınlaşmaktadır (Tüzün, 2002). Günümüzde çocukların dinleme, konuşma, okuma ve yazma gibi becerilerini geliştirebilmeleri için birçok fırsat mevcuttur (Bracken & Fischel, 2008). Çocuklar, erken okur-yazarlık faaliyetlerine okul öncesi dönemlerinden itibaren katılabilmektedirler. Günümüz dünyasında teknoloji, çocuklara oynama, keşfetme ve öğrenme için birçok fırsat sunmaktadır (Linebarger & Piotrowski, 2009). Bu öğrenme fırsatları, çocukların gelişiminde kritik bir döneme denk gelmektedir. Çünkü bu dönemde çocukların beyinleri son derece esnektir ve kendi dünyaları hakkında doğal bir keşfetme ve araştırma duygusuyla edindikleri her tecrübe ile nöronlar arası yeni bağlantılar oluşmakta ve var olan bağlantılar daha da güçlenmektedir (Blanchard & Moore, 2010).
Bağımlılık, kişinin zarar verici sonuçları olmasına rağmen bir maddeyi kullanması ya da bir davranışı devam ettirmesi, bunları kontrol edememesi olarak tanımlanabilir. Davranışsal bağımlılık, bir maddeye bağımlılık olmaksızın madde arayışı içeren davranış özelliklerinin sergilendiği bağımlılık durumudur (Sevindik, 2011). Günümüzde teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte bilgisayar oyunları, televizyon, cep telefonu ve internet bağımlılığı gibi yeni davranışsal bağımlılıklar ortaya çıkmıştır. Davranışsal bağımlılık, olası sonuçları açısından son derece önemlidir. Televizyon, bilgisayar, internet, telefon gibi dijital teknolojilerle gelişen ve değişen sanal dünyanın çocuklar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri hakkında tartışmalar ülkemizde de her geçen gün artmaktadır. Çocukların küçük yaşlarda teknolojiyle tanışmasının faydalarına işaret eden görüşlere karşın, bu teknolojinin doğru bir şekilde kullanılmaması durumunda çocukların gelişimine ve sağlığına zararlı olabileceğine dair bulgular mevcuttur (Arısoy, 2009; Griffiths, 1995).
Dijital teknoloji kullanım alanlarının çoğalmasının ve özellikle de çocukların günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesinin, dış mekân oyun alanlarının giderek azalmasının çocuklar üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ekran bağımlılığının ve teknolojik cihazlarda oyuna ayrılan sürenin uzamasının çocukların akranları ile yüz yüze iletişiminin ve grup oyunlarının azalmasına yol açtığı, tek başına oynanan oyunların ise artmasına neden olduğu görülmektedir (Rosen ve ark., 2014). Teknolojik cihazlarda oynanan oyunların eğlenceli ve merak uyandırıcı olmasına karşın birçok oyunun şiddet içeriğine sahip olduğu bildirilmiştir. Şiddet içeren dijital oyunlarda sürekli olarak şiddetin bir sorun çözme aracı olduğu, amaca ulaşmak, yenmek, daha fazla kişiye hükmetmek için her yolun kullanılması gerektiği mesajı verilmektedir. Bununla birlikte dijital teknoloji kullanımı çocukların fazla enerji gerektirmeden bireysel zaman geçirmelerine neden olmakta, çocukların pasif alıcılar olmalarına ve çocuğun çevresi ile “temassızlığına” yol açmaktadır. Aynı zamanda ebeveynler ile çocuklar arasında disiplinle ilgili tartışmalara da yol açabilmektedir (Toran ve ark., 2016).
teknoloji kullanımının olumsuz etkilerinden birisi de beyindeki ödülceza sistemini bozarak bağımlılığa neden olmasıdır. Bu yolla oluşan bağımlılığa “ödül yetmezliği sendromu” da denmektedir. Dijital teknoloji kullanımı da madde bağımlılığında olduğu gibi ödül yetmezliği sendromu oluşturabilmektedir. Bu nedenle çocuğun teknolojik cihazlara ulaşması zorlaştığında veya engellendiğinde bağımlılığa özgü davranışlar sergilemesine neden olabilmektedir. Çocuklar Arasında Dijital Teknoloji Kullanma Sıklığı Amerika Birleşik Devletleri’nde 1.000’den fazla ebeveynle (çocukların yaş aralığı 6 ay-6 yıl) ulusal çapta yapılan ve telefonla görüşmeye dayalı bir raporda, çalışmaya katılanların %99’unun evinde televizyon olduğu, bunların %50’sinde 3 ve daha fazla, %36’sında ise çocuklarının yatak odasında televizyon olduğu ve bununla birlikte, %73’ünün evinde bilgisayar, %49’unda video oyunu olduğu bildirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre çocukların %97’sinin müzik dinlediği, %91’inin televizyon izlediği ve %89’unun video veya DVD izlediği görülmüştür. Çocukların %48’inin bilgisayar kullandığı ve %30’unun video oyunları oynadığı belirtilmiştir. Çalışmada 6 yaş altındaki çocukların gün içinde ortalama 1,58 saat teknolojik cihaz kullandığı, ortalama 2,01 saat dışarda oyun oynadığı ve 39 dakika okumaya zaman harcadığı ebeveynler tarafından bildirilmiştir. Araştırmada, çocukların %36’sının televizyonun tüm gün açık olduğu bir evde yaşadığı, ebeveynlerin %45’inin önemli işleri olduğunda çocuklarını meşgul etmek için televizyon izlettirdikleri, 4 ile 6 yaş arasında olan çocukların %27’sinin her gün bilgisayar kullandığı ve bilgisayar başında geçirdikleri sürenin 1,04 saat olduğu belirtilmiştir. Bu çocukların %27’sinin 0-3 yaş aralığında olmasına rağmen, %56’sının bilgisayarı bireysel olarak kullandığı, %64’ünün bilgisayar faresini etkin olarak kullanabildiği ve %40’ının CD-ROM’a CD takabildiği bildirilmiştir. Bu yaş aralığındaki çocukların %74’ünün televizyonu açabildikleri, %58’inin kanalları değiştirebildikleri ve %46’sının video veya DVD açabildikleri bildirilmiştir. Araştırmada, 2 yaş altı çocukların %68’inin gün içinde bu aktivitelere (%59’u televizyon, %42’si video veya DVD, %5’i bilgisayar ve %3’ü video oyunları) yaklaşık 2,05 saat zaman harcadığı belirtilmiştir. Ebeveynlere göre, 0-2 yaş arasındaki çocukların %43’ü her gün televizyon izlemekte, %26’sının yatak odasında televizyon bulunmakta ve çocukların %74’ü 2 yaşından önce televizyon izlemektedir. Bu yaştaki çocukların %38’inin televizyonu açabildikleri, %40’ının kanalı değiştirebildiği bildirilmiştir. Evlerinde tüm gün televizyonları açık olan çocukların diğer çocuklara göre gün içerisinde ortalama 30 dakika daha az süre dışarda oyun oynadığı ve 8 dakika daha az okuduğu bildirilmiştir (Rideout, Vandewater & Wartella, 2003). 1045 ebeveyne ulaşılan bir diğer araştırmada ise 5-6 yaş grubu çocukların %27’sinin günde ortalama 50 dakika bilgisayar kullandığı bildirilmiştir. 0-2 yaş grubu çocukların %20’sinin, 3-4 yaş grubu çocukların %43’ünün ve 5-6 yaş grubu çocukların %37’sinin yatak odasında televizyon olduğu bildirilmiştir. Çalışma sonucuna göre tüm yaş gruplarındaki çocukların, gün içinde ortalama olarak 1,19 saat televizyon izlediği belirtilmiştir. 0-2 yaş grubu çocukların %4’ünün, 3-4 yaş grubu çocukların %20’sinin ve 5-6 yaş grubu çocukların %27’sinin bilgisayar kullandığı ve gün içinde bunun için ortalama olarak 50 dakika zaman harcadığı bildirilmiştir (Vandewater ve ark., 2007). Diğer bir çalışmada, 2011 yılında 0-8 yaş grubu çocukların %52’sinin teknolojik cihaz kullandığı, kullanma oranının 2013 yılında ise %75’e kadar çıktığı bildirilmiştir (Rideout, Saphir, Tsang & Bozdech, 2011).
Ülkemizde yapılan bir çalışmada ise çocukların %31’inin hafta içi televizyon karşısında en az 4 saatini geçirdiği, bu oranın hafta sonları %71,7’ye çıktığı bildirilmiştir (Tuncer & Yalçin, 1999). 2005 yılında Adana’da yapılan ve 933 kişinin katıldığı bir araştırmada, ailelerin %37’sinde bilgisayar, %22’sinde internet bağlantısı, %55’inde VCD veya DVD oynatıcı, %46’sında kablolu televizyon, %85’inde radyo ve %32’sinde video oyun aletinin olduğu bildirilmiştir. Çocukların yaşı arttıkça bilgisayar ve internet kullanmaya ayırdıkları sürenin de arttığı görülmüştür. Bilgisayarın daha çok çocukların okul ödevlerini yapması (ders çalışmak) amacı ile alındığı fakat sadece %19,7’sinin okul ödevleri için kullandığı saptanmıştır (Arnas, 2005; Gürcan, Özhan & Uslu, 2008). Bir diğer çalışmada ise araştırmaya katılan 48-59 ay grubu çocukların %26,8’inin, 60- 72 ay grubundaki çocukların ise %73,1’inin bilgisayar oyunları oynadığı bildirilmiştir. Çocukların hafta içi ortalama olarak 30 dakika, hafta sonu ise 1,5 saat bilgisayarda oyun oynadıkları bildirilmiştir (Akçay & Özcebe, 2012).
Kullanılan Teknolojik Araçlar ve Etkileri
Televizyon. Çocukların yaşamları, doğumdan itibaren ekran önünde geçmekte ve televizyon izlemek için ayrılan süre, erken çocukluk döneminden başlayarak ergenlik dönemine kadar artarak devam etmektedir (Sevindik, 2011). Çocuklar için dikkat çekici ve eğlenceli olması, görsel ve işitsel uyaranları bir arada bulundurması sebebi ile televizyon çocukların dünyasında etkin bir rol oynamaktadır. Televizyonun eğlendirici, eğitici özelliklerinin yanında izlenme süresi arttığında olumsuz etkilerinin daha baskın olarak çocukları etkilediği görülmektedir. Uzun süre televizyon izlemenin olumsuz yanlarından biri çocukların sosyal çevreleriyle etkileşimlerinde ve oyunlarında zihinsel faaliyetlerini etkin olarak kullanamamalarıdır (Yavuzer, 2003). İki yaş altı çocukların aşırı televizyon ve video izlemelerinin dil gelişimlerini önemli derecede etkilediği bildirilmiştir (Chonchaiya & Pruksananonda, 2008). Çocukların erken yaştan itibaren dijital teknolojiyle tanışmasının okul çağı dönemlerinde dikkat problemlerine neden olabileceği ileri sürülmüştür (Zimmerman & Christakis, 2007). Bir diğer çalışmada ise uzun süre televizyon izlemenin okul öncesi çocuklarda davranış bozukluklarına neden olabileceği bildirilmiştir (Mistry, Minkovitz, Strobino & Borzekowski, 2007). Bilgisayar. Günümüzde televizyon gibi bilgisayarlar da çocukların yaşamında azgeçilmez unsurlardan biri haline gelmiştir. Temel olarak çocukların bilgisayarı  kullanma amacı oyunlardır. Televizyon ile birlikte bilgisayar oyunlarına karşı hızla artan ilgi, çocuğu arkadaşlarından uzaklaştırmakta ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Bilgisayar oyunları, çocuğun dar bir alanda sıkışıp kalmasına neden olan bireysel bir uğraşıdır. Bireysel uğraşı olma özelliği, çocuğun yaratıcılık yeteneğinin gelişmesini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir (Granic, Lobel & Engels, 2014). Erken yaşlardan itibaren bilgisayar başında fazla zaman harcamanın çocuklarda dikkat eksikliği ve dağınıklı, dil becerisi kazanamama, yaratıcılık ve hayal gücünün gelişememesi, akademik başarının olumsuz etkilenmesi gibi istenmeyecek etkilere neden olabilmektedir (Cordes & Miller, 2000; Palmer, 2015). Zamanlarının büyük bir kısmını inaktif bir şekilde ekrandaki görüntülere ve hareketlere bakarak geçiren çocuklarda ciddi hiperaktif davranışlar ortaya çıkabilmektedir. Çocukların en hareketli ve enerjik olmaları gereken dönemlerde hareketsiz kalmaları ve enerjilerini boşaltamamaları, çevrelerine karşı daha saldırgan ve zarar verici eylemlere yönelmelerine sebep olabilmektedir (İşçibaşı, 2011).
İnternet. İnternet birden fazla haberleşme ağının (network) birlikte meydana getirdi, metin, resim, müzik, grafik vb. dosyalar ile bilgisayar programlarının, kısaca tüm insanlık bilgisinin ve yaratımının paylaşıldığı ve bilgisayarlar arasında karşılıklı olarak iletildiği, bilgisayarlar arasında kurulmuş bir ağdır (Yüzer, 2006). İnternetin erken okuryazarlık faaliyetleri üzerindeki muhtemel etkileri hakkındaki çalışmalar, internetin kasıtlı ve kasıtsız öğrenme fırsatları sunup sunmadığını araştırmış olup internetin erken okur-yazarlık üzerindeki etkisinin hâlâ tam olarak bilinmediği ileri sürmüştür (Coiro, Knobel, Lankshear & Leu, 2008). Günümüzde okul çağındaki çocukların farklı teknolojik cihazlar üzerinden internete erişimleri çok kolaylaşmıştır. Ancak, internet kullanımının çocuklar için yarattığı riskler de mutlaka akılda tutulmalıdır. Yasal olmayan, şiddet ve cinsellik içeren sitelere kolay erişim, tehlikeli insanlarla iletişim ve oyunlara bağımlılık bu önemli risklerden bazılarıdır (İşçibaşı, 2011).
Video oyunları. Günden güne gelişen teknoloji ile oyun ve oyuncak kavramları video oyunları (Playstation, Xbox vb.) olarak karşımıza çıkmaktadır. Video oyunlarında veri girişi joystick, tuş takımı ya da klavye gibi araçlarla sağlanmakta, oyunun görüntülenmesi de ekran vasıtası ile olmaktadır (Pala, 2011). Günümüzde video oyunlarına televizyon, video/ses oynatıcı, bilgisayar, oyun konsolu, elde taşınabilir cihazlar, akıllı cep telefonları ve Nintendo gibi farklı teknolojik cihazlar yoluyla erişilebilmektedir. Video oyunlarının çocuklar ve ergenler üzerindeki etkisi hakkında çok şey yazılmış olsa da küçük çocuklar üzerindeki etkileri hakkında çok az çalışma mevcuttur (Bailey, West & Anderson, 2011). Yeni teknolojik cihazlar video oyunlarının çocukların ebeveynleri veya daha büyük kardeşleri tarafından ücretsiz olarak satın alınmasına veya yüklenmesine olanak sağlayarak çocukların erişimine zemin hazırlamaktadır. Şiddet içerikli video ile gerçek hayattaki şiddet arasında güçlü bir bağ olduğu ve bu oyunların çocuklarda toplumsal izolasyona, çevre ile kaynaşma ve iletişim yetersizliklerine yol açtığı sonucuna varılmıştır (Kutner & Olson, 2008). Akıllı telefonlar. Akıllı telefonların piyasaya çıkmasıyla birlikte cep telefonu kullanımının yaygınlığı hızla artmaktadır. Rekabet ve çok hızlı yenilenme ile bu teknolojiler, her geçen gün yeni bir özellikle karşımıza çıkmaktadır. 2016 yılında dünya çapında akıllı telefon kullanımı dünya nüfusunun %58,7’sini temsil eden 4,30 milyar iken, cep telefonu kullanıcılarının sayısının 2020’de 4,78 milyara çıkacağı tahmin edilmektedir (Global Mobile Landscape 2016: A Country-by-Country Look at Mobile Phone and Smartphone Usage). Akıllı telefonların toplum üzerinde davranışları, alışkanlıkları, sosyal yapıyı ve kişiliği değiştiren biyo-psiko-sosyal etkileri mevcuttur. Akıllı telefon kullanımının artmasının en çok pasif, agresif, özgüvensiz, sosyal açıdan uyumsuz olma; obsesif, bağımlı ya da anti-sosyal özellikler taşıma; sık moral bozukluğu, anksiyete yaşama ile ilişkili olduğu bildirilmiştir (King
ve ark., 2014). Çocukların derste akıllı telefonları ile ilgilenmelerinin hem kendi dikkatlerini hem de sınıf arkadaşlarının dikkatlerini olumsuz etkilediği bildirilmiştir. Ayrıca, telefonları ellerinden alınmaya çalışıldığında veya telefonlarını kapatmaya zorlandıklarında çatışma benzeri psikolojik durumlar sergilemektedirler (Sevi, Odabaşıoğlu, Genç, Soykal & Öztürk, 2014). Akıllı telefonu ile çok fazla zaman geçiren öğrencilerin arkadaşlarıyla ve aileleriyle zayıf ilişkilere ve düşük akademik performansa sahip oldukları belirtilmiştir (Yen ve ark., 2009).
Dijital oyuncaklar. Çocukların oyun hayatında dijital oyuncakların yeri giderek artmaktadır (Fields & Kafai, 2009). Dijital oyuncaklar; oyuncakları belirli yollarla konuşup harekete geçiren, bilgisayar destekli, pille çalışan oyuncaklar ve geliştirilmiş teknolojileri içerir. Ayrıca, bu tür oyuncaklar, ilk başta çekici olmaları ve süslü araç gereçleri nedeniyle çocukları kendilerine çekerler (Johnson & Christie, 2009). Bu oyuncaklar ilk zamanlar, maddi açıdan iyi durumda olan ebeveyn ve çocukları tarafından popüler hale gelse de bu oyuncaklara günümüzde sosyoekonomik seviyeden bağımsız olarak tüm çocuklar ulaşabilmektedir. Buna rağmen şimdiye kadar çocukların bu oyuncaklarla nasıl oynadıklarına dair çok az araştırma vardır ve bu oyuncakların çocukların oyunlarını nasıl etkilediği ile ilgili olarak yeterli kanıt yoktur. Yapılan çalışmalarda, dijital oyuncakların çoğalması ve özellikle çocukların günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi sonucunda, dış mekân oyun alanlarının da giderek sınırlı hâle gelmesiyle, çocukların normal gelişiminin bunlardan olumsuz yönde etkilendiği belirtilmektedir. Çocukların dijital oyuncaklara ayırdıkları sürenin uzaması, akranları ile yüz yüze iletişimlerinin azalmasına neden olmaktadır. Bununla beraber, çocukların kişisel gelişimleri için faydalı olan grup oyunlarına katılımları azalmakta, gelişimlerine sınırlı katkı sağlayan bireysel oyunları daha fazla tercih etmelerine neden olmaktadır (Rosen ve ark., 2014). Yaratıcı oyunu  teşvik etmeyen bu dijital oyuncakların sınırlı ve tekrarlayıcı olmasının çocukların onlarla oynamaya başladıktan bir süre sonra sıkılmalarına neden olduğu, ebeveynlerin ve öğretmenlerin dijital oyuncakların giderek artan kullanımı konusunda kaygı duymaları gerektiği bildirilmiştir (Johnson & Christie, 2009).
Dijital Teknoloji Kullanımının Çocukların Sağlığı Üzerine Olumsuz Etkileri
Dijital Teknoloji Kullanımının Çocukların Gelişimi Üzerine Olumsuz Etkisi
Dijital teknoloji kullanımı, okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda dikkat sorunları, agresif davranışlar, fiziksel inaktivite, obezite ve uyku sorunları ile ilişkilendirilmiştir. Aşırı teknolojik cihaz kullanımı; oyun oynama, yemek yeme ve uyku için ayrılması gereken zamanın kötüye kullanımına sebep olmaktadır. Ayrıca çocukların bilişsel ve duygusal gelişimi üzerine endişe verici sonuçlara zemin hazırlamaktadır (Brown, 2011). Toplum tabanlı araştırmalar, erken çocukluk döneminde aşırı teknolojik cihaz kullanımının çocuklarda bilişsel, dilsel, sosyal, duygusal ve motor gelişimde gecikmeler ile ilişki olduğunu göstermiştir (Pagani, Fitzpatrick, Barnett & Dubow, 2010). Bu sonuçlar için olası mekanizmaların; aşırı izleme süreleri, yetişkin odaklı içeriklerin izlenmesi, televizyon açıkken ebeveyn-çocuk etkileşiminde azalma ve aşırı sosyal medya kullanımı olduğu ileri sürülmüştür (Hinkley ve ark., 2014).
Teknolojik cihazlarla erken yaşlarda tanışmış olmaları, onlarla fazla zaman harcamaları, düşük kaliteli ve uygunsuz içerikler izlemeleri çocuklarda, bilişsel işlevlerini (dürtü kontrolü, öz düzenleme, zihinsel esneklik, diğerlerinin düşüncelerini ve duygularını anlama becerisi) olumsuz yönde etkilemektedir (Nathanson, Sharp, Aladé, Rasmussen & Christy, 2013). Dikkat, bilginin kodlamasını ve hafızanın gelişimini destekler ve şekillendirir. Dikkat, hafıza oluşumu için gereklidir ve ortaya çıkan erken okur-yazarlık becerilerinin geliştirilmesi için kritik önem taşımaktadır. Teknolojik cihazların çeşitliliğinin artmasının, dikkat sürelerinin kısalmasına, yoğunlaşmanın zayıflamasına ve dağılma düzeylerinin yükselmesine neden olduğunu bildirilmiştir (Fan, McCandliss, Fossella, Flombaum & Posner, 2005).
Teknolojik cihazlar, pasiflik ve sedanter davranışları teşvik ettiğinden çocukların hayal gücü ve dil gelişimini engellemektedir (Plowman, McPake & Stephen, 2010). Ayrıca çocukların bilgiyi işleme yeteneklerini, erken okur-yazarlık becerilerinin oluşmasını önemli derecede olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların sayısal bilgiler içeren uyaranlara duyarlı oldukları ve dijital medyanın bu duyarlılık seviyelerini yavaşlattığı belirtilmektedir (Adams, 2005).
Çeşitli araştırmalara göre, teknolojik cihazların aşırı kullanımı çocukların işbirliği ve paylaşma becerilerinin gelişimini engellemekte, motivasyonlarını azaltmakta ve sorumluluk alma becerilerini etkilemekte, böylece çocukların duygusal gelişimleri risk altına girmektedir (Plowman, McPake & Stephen, 2010).
Sosyalleşme, erken okur-yazarlık becerilerinin geliştirilmesinde önemlidir ve genellikle akranların, kardeşlerin veya ebeveynlerin katılımı ile desteklenir. Aşırı teknolojik cihaz kullanımı ile anksiyete, depresyon, sosyal izolasyon, düşük benlik saygısı, utangaçlık ve duygusal ve sosyal beceri yetersizlikleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu yönünde kanıtlar mevcuttur (Morahan-Martin, 2005). Erken çocukluk döneminde aşırı televizyon izlemenin (2-3 saat/gün), erken okul yıllarında dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile ilişkili olduğu ileri sürülmüştür (Chassiakos, Radesky, Christakis, Moreno & Cross, 2016).
Gelişim çağında olan çocukların motor becerileri çok çeşitli etkinliklerle
gelişmektedir. Bu dönemde teknolojik cihazlar uygun koşullarda, uygun yazılımlarla ve uygun süre ile kullanılmadığında çocukların motor gelişimleri gecikmektedir. Çocukların uzun süre hareketsiz olarak teknolojik cihazlarla vakit geçirmeleri büyük ve küçük kas becerileri, el ve göz koordinasyonu gibi kaba ve ince motor gelişimlerini olumsuz etkilemektedir (Howie, Coenen, Campbell, Ranelli & Straker, 2017).
Dijital Teknoloji Kullanımı ve Kas-İskelet Sistemi
Günümüzde ev ve okul ortamında dijital teknoloji kullanımındaki artışın,
çocuklarda kas-iskelet sistemi problemlerindeki artışla ilişkili olduğu bildirilmiştir (Harris & Straker, 2000; Kelly, Dockrell & Galvin, 2009). Literatürde çocuklarda teknolojik cihaz kullanımı ile kas iskelet sistemi sorunları arasındaki ilişkiyi araştıran sınırlı sayıda araştırma vardır. Çocukların teknolojik cihazlarla erken yaşlardan itibaren tanışmış olması ve teknolojik ürünlerin yetişkinlere göre tasarlanmış olmasından dolayı kas-iskelet sistemi sorunları bakımından çocukların yetişkinlerden daha fazla risk altında olduğu bildirilmiştir (Oates, Evans & Hedge, 1998). Fiziksel olarak gelişen ve büyüyen çocuklar, eğitim ve eğlence için teknolojik cihazları oturma, çömelme ve uzanma gibi farklı pozisyonlarda kullanmaktadırlar (Harris & Straker, 2000). Teknolojik cihazlara maruz kalma ile ilişkili kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının cinsiyet, yaş, vücut kütle indeksi (VKİ) ve sedanter aktiviteler gibi fiziksel faktörlere, izleme kaygısı ve somatik şikâyet (baş ağrısı ve karın ağrısı) gibi psikolojik faktörlere bağlı olarak arttığı bildirilmiştir (Harris, Straker, Pollock & Smith, 2015). Bilgisayar kullanımı ile kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları arasındaki ilişkinin araştırıldığı bir çalışmada, 6. sınıf öğrencilerinin yarısı, vücudunun en az bir bölümünde rahatsızlık yaşadıklarını ve bunu en yaygın olarak boyun, sırt ve omuz bölgesinde tecrübe ettiklerini bildirmişlerdir (Jacobs, Hudak & McGiffert, 2009). 10-17 yaş grubu öğrenciler üzerinde yapılan bir araştırmada ise öğrencilerin %60’ının bilgisayar kullanımı sırasında vücutlarının belirli bölgelerinde rahatsızlık yaşadıkları rapor edilmiştir (Harris & Straker, 2000). Bir diğer çalışmada, 9-10 yaş grubu öğrencilerin kötü postüre sahip oldukları ve okulda 15-25 dakikalık bilgisayar dersi boyunca duruşlarının sürekli bozulma eğiliminde olduğu görülmüştür. Kötü  postüre sahip olan çocuklarda kas-iskelet sistemi problemleri olduğu bulunmuştur. Çocukların %16’sının özellikle fare kullanırken daha fazla rahatsızlık duydukları bildirilmiştir (Breen, Pyper, Rusk & Dockrell, 2007). Masaüstü bilgisayar kullanımına göre tablet kullanımının çocuklarda daha esnek ve asimetrik gövdeye, daha fazla öne eğilmiş ve yükseltilmiş omuzlara ve boyun çevresi kaslarının artmış aktivitesine neden olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte, duruş bozukluğu ve artmış kas aktivitesinin vücut bölümlerinde daha fazla kas-iskelet problem ile ilişkili olduğu saptanmıştır (Straker ve ark., 2008). Çocukların teknolojik cihaz kullanımı ile ilişkili kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının yalnızca erken çocukluk dönemlerinde değil, yetişkinlik dönemlerinde de artış göstererek devam ettiği görülmüştür (Harris ve ark., 2015). Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmada tabletle oyun oynama sırasında çocukların hem televizyon izlemeye göre hem de oyuncaklarla oynamaya göre daha fazla baş, gövde ve üst kol açıları gerektirdiği bildirilmiştir. Bununla birlikte, oyuncakla oynanan oyunlarla karşılaştırıldığında, tabletle oyun oynayan çocukların daha az gövde, üst kol ve dirsek postür varyasyonu, daha az trapezius kası aktivitesi, daha fazla oturma ve daha az fiziksel aktivite davranışları sergilediği görülmüştür. Bu nedenle, çocuklarda potansiyel kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarını ve sedanter yaşam tarzını en aza indirgemek için teknolojik cihazların kullanılması yerine oyuncakla oynamanın teşvik edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Ebeveynler ve bakıcılar için tablet ve diğer teknolojik cihazların bilinçli kullanım kılavuzlarının oluşturulması gerektiği ileri sürülmüştür (Howie, Coenen, Campbell, Ranelli & Straker, 2017).
Dijital Teknoloji Kullanımı ve Fiziksel İnaktivite
Teknolojik cihaz kullanımının fiziksel aktiviteyi değiştirdiğine dair kanıtlar yetersiz olsa da gereğinden fazla teknolojik cihaz kullanımının özellikle gece uykusunun yerini alıp almadığı araştırılmaktadır. Yetersiz uyku alışkanlığı olan çocuklarda sedanter davranışlar artarken fiziksel aktiviteye katılım düzeyleri azalmaktadır (Strasburger, Jordan & Donnerstein, 2010). Bir araştırmada, 4-11 yaş grubu çocukların %37’sinin aktif oyun oynama seviyelerinin düşük olduğu, %65’inin ekran (televizyon, bilgisayar, tablet vb.) izleme süresinin yüksek olduğu ve %26’sında ise bu iki davranışın birlikte olduğu bildirilmiştir (Anderson & Whitaker, 2010). Başka bir araştırmada, 6-11 yaş aralığındaki her 10 çocuktan yalnızca 4’nün günlük hem fiziksel aktivite hem de teknolojik cihaz kullanma süresinin kılavuzlarda önerilen sürelerle eşleştiği bildirilmiştir. Ayrıca çocukların yaşlarının artışıyla birlikte fiziksel inaktivite düzeylerinin de arttığı bulunmuştur (Fakhouri, Hughes, Brody, Kit & Ogden, 2013). Bir diğer araştırmada, 2-6 yaş grubu okul öncesi çocuklarda aşırı televizyon izlemenin fiziksel aktivite düzeylerinde azalmaya ve VKİ düzeylerinde ise önemli derecede artışa neden olduğu bildirilmiştir (Cox, Skouteris, Rutherford, Fuller-Tyszkiewicz & Hardy, 2012). 6-17 yaş grubu çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada, fiziksel aktivite düzeyi düşük olan ve uzun süre teknolojik  cihazları (televizyon veya video izleme ve bilgisayar oyunu oynama) kullananların kullanmayanlara göre obez olma ihtimalinin 2 kat daha fazla olduğu saptanmıştır (Sisson, Broyles, Baker & Katzmarzyk, 2010). Televizyon izleme, tipik bir sedanter aktivite olarak bildirilmiş ve izleme süresinde artışın çocuklarda azalmış fiziksel aktivite ile ilişkili olduğu ileri sürülmüştür (Sandercock, Ogunleye & Voss, 2012).
Dijital Teknoloji Kullanımı ve Obezite
Çocuklarda obezite oranı son 20 yılda 3 kat artmıştır. Günümüzde çocuklar, yürümek yerine daha çok araçla seyahat etmekte ve merdiven yerine asansör kullanmaktadırlar. Dijital oyunlar ile çocukların hayatları da daha otomatik hale gelmekte, bunun sonucunda çocuklar günlük hayatta daha az aktif olmaktadırlar. Çocuklar sağlıklı bir şekilde gelişim göstermeleri için günde 3-4 saat fiziksel aktivite ve sosyal etkileşime gereksinim duymaktadırlar. Televizyon izleme, çocuklarda kilo ve obezite ile ilişkili önemli bir davranış olarak tanımlanmıştır (Hancox & Poulton, 2006). Aşırı düzeyde teknoloji kullanımının hayat boyu obezite ve kardiyovasküler riskle bağlantılı olduğu ve bu ilişkinin günümüzde artık erken çocukluk döneminden itibaren başladığı ileri sürülmüştür (Bel-Serrat ve ark., 2013). Televizyon izleme süresinin artmasının, çocuklukta obezite ile pozitif ilişkili olduğu bildirilmiştir (Mitchell, Pate, Beets & Nader, 2013). Okul öncesi dönemde teknolojik cihazların aşırı düzeyde kullanımı ile VKİ artışı arasında düşük ancak anlamlı bir ilişki olduğu ve ilerleyen dönemlerde daha fazla kilo alınmasına zemin hazırladığı bildirilmiştir (Cox ve ark., 2012). Okul öncesi dönemdeki çocuklarda dijital teknoloji kullanım sınırının 2 saat olduğu, bu sınırın aşıldığı her saatin VKİ’ndeki artışla ilişkili olduğu ileri sürülmüştür (Wen, Baur, Rissel, Xu & Simpson, 2014). 5-10 yaş grubu çocuklarda yapılan bir çalışmada, günde 5 saatten fazla televizyon izleyenlerde obezite görülme sıklığının, günde 0-2 saat izleyenlere göre 4,6 kat daha fazla olduğu görülmüştür (Gortmaker ve ark., 1996). Hollanda’da 4-13 yaş arasındaki çocuklarda yapılan bir araştırmada, günde 1,5 saatten fazla televizyon izlemenin obezite için önemli bir risk faktörü olduğu bulunmuştur (De Jong ve ark., 2013). Günde 1- 3 saat televizyon izlemenin çocuklarda obezite riskinde %10-%27 arasında bir artışa neden olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, televizyon izleme sınırının günde 1-1,5 saat olarak belirlenmesinin, obezitenin önlenmesinde daha etkili olabileceğini öne sürmüşlerdir (Braithwaite ve ark., 2013). Bir diğer çalışmada, obezitenin sadece televizyon izleme süresi ile ilişkili olmadığı, aynı zamanda televizyon izlemeden kaynaklanan düşük fiziksel aktivitenin de obezite riskini arttırdığı bulunmuştur (Sisson ve ark., 2010). Günde iki saatten fazla televizyon izleyen erkek çocukların, iki saat veya daha az televizyon izleyenlere göre 1,7 kat daha fazla obez olma riskinin olduğu, bu oranın kız çocuklarında 1,2 kat olduğu bildirilmiştir (Laurson ve ark., 2008). Çocuklarda obezite sıklığının artışının bir başka nedeni de yatak odalarında televizyonun olmasıdır. Yakın tarihli bir araştırmada, yatak odasında televizyon  Mustafaoğlu, Zirek, Yasacı, Razak Özdinçler / Dijital Teknoloji Kullanımının Çocukların Gelişimi ve Sağlığı Üzerine…
237
bulundurmanın obezitenin artışında bağımsız bir risk faktörü olduğu öne sürülmüştür (Wethington, Pan & Sherry, 2013). Yedi Avrupa ülkesinde yapılan 10-12 yaş grubu çocukları kapsayan bir araştırmada, yatak odasında televizyon bulunan ve günlük televizyon izleme süreleri fazla olan çocuklarda VKİ düzeyinin arttığı bulunmuştur (Cameron ve ark., 2013). Televizyon izleme ve obezite arasındaki ilişki için bir diğer faktör, televizyon izleme sırasındaki besin tüketimidir. Özellikle artan televizyon izleme süresinin, meyve ve sebze tüketimiyle ters orantılı olduğu ve yüksek kalorili atıştırmalık ve içeceklerin tüketimi ile de doğru orantılı olarak ilişkilendirildiği bildirilmiştir. Televizyon izlemenin, çeşitli dikkat dağıtıcı mekanizmaların etkisiyle beyindeki tokluk mekanizmasının bozulmasına neden olduğu ve bunun sonucunda, bireyin gıda tüketiminin arttığı bildirilmiştir (Chaput, Klingenberg, Astrup & Sjödin, 2011; Pearson & Biddle, 2011). Ayrıca televizyon reklamcılığı da gıda tüketimini teşvik edebilmekte ve sağlıksız yiyecek tercihlerine neden olabilmektedir. Televizyon izleme süresindeki her 1 saatlik artışın 156 kcal/gün’lük (653 kJ/gün) besin tüketimi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir (Van den Bulck & Van Mierlo, 2004).
Dijital Teknoloji Kullanımı ve Uyku Kalitesi
Dijital teknoloji kullanımının uykuyu olumsuz yönde etkilediğini gösteren
kanıtlar giderek artmaktadır. Erken çocukluk döneminde yatak odasında televizyon, bilgisayar veya cep telefonu bulundurma alışkanlığının artması ile uyku süresinin azaldığı bildirilmiştir (Cespedes ve ark., 2014). Çocukların teknolojik cihaz kullanımı sırasında şiddet içeren video ve oyunlar sonrasında uykuya dalamaması ve ekrandan yayılan mavi ışıkların melatonin salınımını engellemesi, çocuklarda az uyumanın diğer olası nedenlerindendir (Chassiakos ve ark., 2016; Della Sofferenza & Rotondo, 2006). Akşam saatlerinde televizyon izlemeye maruz kalan 6-12 aylık bebeklerin uyku sürelerinin, maruz kalmayanlarla karşılaştırıldığında belirgin şekilde azaldığı görülmüştür (Vijakkhana, Wilaisakditipakorn, Ruedeekhajorn, Pruksananonda & Chonchaiya, 2015). Sosyal medyayı aşırı kullanan veya yatak odasında teknolojik cihazlarla uyuyan çocukların uyku bozuklukları açısından daha fazla risk altında olduğu tespit edilmiştir (Levenson, Shensa, Sidani, Colditz & Primack, 2016). Kötü uyku kalitesinin, ergenlerde yatak odasındaki teknolojik cihaz sayısı ve bu cihazların kullanım sıklığıyla, ergenlik öncesi dönemde ise fazla internet kullanımı ve uyku öncesi teknoloji kullanım süresi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir (Bruni ve ark., 2015). Gündüz saatlerinde teknolojik cihaz kullanımı da uyku kalitesini etkileyebilmektedir. Gündüz teknolojik cihazların kullanımı, kısa uyku süresine ve uykuya dalma süresinin gecikmesine neden olmaktadır. Uyku süresi ve elektronik cihaz kullanımı arasında doz-yanıt ilişkisi olduğu bildirilmiştir (Hysing ve ark., 2015). Kötü veya yetersiz uyku alışkanlığı, çocukların ruhsal durumunu, davranışlarını, akademik başarılarını, büyüme ve gelişme hızlarını olumsuz etkilediğinden, çocuklarda uyku kalitesine özen gösterilmesi özellikle önemlidir (Li ve ark., 2007).
ADDICTA: THE TURKISH JOURNAL ON ADDICTIONS
238
Sonuç
Dijital teknolojideki gelişmelerin ve bu ürünlere ait araştırmaların devam edeceği açıktır. Teknolojik gelişmeler çok değişkenli olup etkileri kullanım türü, şekli, çeşidi, süresi ve sıklığıyla birlikte kullanan çocuğun veya ergenin bireysel özelliklerine de bağlıdır. Günümüzde çocuklar, oldukça kişiselleştirilmiş teknoloji kullanım deneyimleri döneminde büyümektedirler; bu nedenle aileler çocukların yaşına, sağlık durumuna, karakterine ve gelişim seviyesine göre plan yaparak, çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesi için dengeli beslenme, kaliteli uyku, yeterli fiziksel aktivite ve olumlu sosyal etkileşim gibi esasları uygulayabilmesini ve bunlardan yararlanabilmesini sağlamak için çaba göstermelidirler. Bununla birlikte, ebeveynler çocuklarının teknolojiyi uygun kullanım zamanı ve diğer aktiviteler arasında dengeyi sağlaması için kendi görev ve sorumluluklarının bilincinde olmalıdırlar. Aileler çocuklarının kötü alışkanlıklarını en aza indirgemek, onların sağlığını, iyilik halini, sosyal/kişisel gelişimini ve akademik performansını olumsuz yönde etkileyebilecek geleneksel ve yeni teknolojik cihaz kullanımıyla ilgili sorunların farkında olmakla birlikte, bunları ele almak için sağlık çalışanlarıyla iş birliği içinde bulunma gerekliliğini unutmamalıdırlar.
Ebeveynler kendi kullandıkları teknolojik cihazların da çocuklarının üzerinde olumsuz etkisi olabileceğinin farkında olmalıdırlar. Ebeveynlerin çocukla aktif olarak oynayacak vakti yok ise, o çocuğun başka bir yetişkin veya çocuk ile beraber oyun oynamasının önemli bir etmen olduğu bilinmelidir. Dört yaş altı çocukların teknolojik cihazlara maruz kalmak yerine yalnız başına oyun oynamasının, o çocuğun yaratıcı düşünme ve bireysel problem çözme becerileri geliştirmesine yardımcı olacağı bilinmelidir. Gün içerisinde toplam teknoloji kullanım süresi (televizyon, bilgisayar, tablet ve cep telefonu) 1-2 saat arasında sınırlanmalıdır. İki yaş ve altındaki çocukların ekran karşısına geçmemesine özen gösterilmelidir. Televizyon ve internetin çocuğun yatak odasından uzak tutulmasına dikkat edilmelidir. Çocukların ziyaret ettikleri internet siteleri ve sosyal medya kullanımı da dâhil olmak üzere, kullandıkları teknolojik cihazlar mutlaka takip edilmelidir. Çocuklarının teknolojik cihaz kullanımına izin verilecekse, bu cihazların kullanımı belirli kurallara tabi olmalıdır. Ebeveyn tarafından önerilen televizyon programları ve çocukların izlediği film ve video oyunları onların anlayabileceği şekilde tartışılabilir ve bu tartışmanın önemli bir aile değeri olduğu gösterilebilir. Cep telefonları da dâhil olmak üzere teknolojik cihazların kullanımını sınırlandırmak için yemek zamanı ve yatma zamanı “yasağı” uygulanabilir. Televizyon, bilgisayar oyunları, cep telefonları, internet ve sosyal medya kullanımı ile ilgili makul ama dayanaklı kurallar oluşturulabilir ve bu kurallardan taviz vermemeye özen gösterilebilir.